malatya toplum destekli polislik

  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • default color
  • black color

Huzur44 Mail Grubu büyüyor


HUZUR44 GRUBU NEDİR ?

Malatya Toplum Destekli Polislik Büro Amirliğince, resmi internet sitesi üzerinden uygulamaya konulan, Malatya'da genel güvenlik ve huzurun tesisi için çalışmak isteyen HUZUR GÖNÜLLÜLERİNİ bir araya getirip, bir ÇALIŞMA PLATFORMU oluşturmak için kurulmuş bir projedir.


HUZUR44'ün AMACI NEDİR ?

Malatya halkının güvenlik hizmetlerine katılımını arttırmak.

(Avrupa ve Amerika'da halkın güvenlik hizmetlerine katılımı %90'larda iken, Türkiye'de bu oran %10'lardadır.)

Bu HUZUR44 grubun kurulma sebebidir.


HEDEF KİTLEMİZ KİMLERDİR !

İnterneti kullanabilen herkes.


HEDEFİMİZ !

İlk 6 ay içerisinde 10 bin aktif üyeye ulaşmak


 

ÜYE OLMAK İÇİN BURAYA TIKLAYIN

 


HUZUR44 GRUBUNUN KURULMA AMACINI DAHA İYİ ANLAMAK İÇİN

LÜTFEN AŞAĞIDAKİ MAKALEYİ OKUYUN !

 

 

KIRIK PENCERELER TEORİSİ (Broken Windows Theory)

 

Toplum destekli polislik modelinin en önemli unsurlarından birisi, belki de en önemlisi Profesör James Q. Wilson ve Profesör George L. Kelling tarafından geliştirilen kırık pencereler teorisidir. Kırık pencereler teorisine göre tamir edilmeyen kırık bir pencere ihmalin göstergesidir.

 

Sosyal psikologlar ve polisler bir konuda aynı fikirdedirler: eğer bir binanın bir penceresi kırılmışsa ve tamir edilmeden bırakılırsa geri kalan bütün pencereler de kısa bir zaman sonra kırılacaktır. Bu durum hem suç oranın çok düşük olduğu iyi mahalleler, hem de sağlıksız mahalleler için geçerli olmaktadır. Pencerelerin kırılması her zaman büyük miktarlarda olmamaktadır. Çünkü, bazı bölgelerde cam kırmaya meraklı kişiler yoğun olmakta bazı bölgelerde ise pencereleri seven ve kırmayan kişiler çoğunlukta olmaktadır. Tamir edilmeyen bir pencere hiç kimsenin umursamadığının bir göstergesi olmakta ve pencere kırmanın bir maliyeti olmamaktadır (hatta bazıları için eğlence olabilmektedir).

 


 

 

 

PLAKASI OLMAYAN OTOMOBİL

 

 

Stanford Üniversitesi psikologlarından Philip Zimbardo, 1969 yılında kırık pencereler teorisini test etmiştir. Üzerinde plakası olmayan bir otomobili motor kapağı açık vaziyette New York kentinin Bronx semtinde; benzer bir otomobili de Kalifornia eyaletinde Palo Alto’da bir cadde üzerinde park halinde bırakmıştır.

 

Bronx’taki araç, “terk edilişinden” 10 dakika içerisinde sokak serserileri tarafından saldırıya uğramıştır. Otomobile ilk müdahaleyi yapanlar anne-baba-erkek çocuktan oluşan bir aile olmuştur ve bunlar radyatör ile aküyü çıkarıp almışlardır. 24 saat içerisinde araçta kıymetli ne varsa alınmıştır. Daha sonra araca zarar vermeler başlamış; camları kırılmış, parçaları sökülmüş, döşemeleri sökülmüştür. Çocuklar aracı oyun alanı olarak kullanmaya başlamıştır. Bilinenlerin aksine, saldırı yapan yetişkinlerin çoğunluğu iyi giyimli, temiz ve beyazlardan oluşmuştur.

 

Palo Alto’da bırakılan araç 1 haftadan daha uzun bir süre dokunulmadan kalmış, bunun üzerine Philip Zimbardo bir çekiçle aracın bir parçasını ezmiştir. Kısa bir süre sonra yoldan geçenler de katılmış ve birkaç saat içerisinde araç ters çevrilmiş, neredeyse tamamen harap edilmiştir. Yine, saldırganların genelini dış görünüşü iyi olan beyazlar oluşturmuştur.

 

Sahipsiz mal, eğlence aramak için dışarı çıkan insanlar için ve hatta kendilerini yasalara saygılı ve bu tür şeyler yapmayı akıllarından bile geçirmeyen kişiler için bir oyun oynama hatta yağmalama alanı haline gelmektedir. Bronx’da sık sık terk edilmiş araçlara rastlanılması, sık sık bir şeylerin çalınması veya zarara uğratılması gibi olaylar nedeniyle geçmişten gelen bir “nasılsa kimsenin umurunda değil” tecrübesi, özel mülkiyetin kıymetli olduğu ve zararlı hareketlerin pahalıya mal olacağının bilindiği Palo Alto’dan çok daha kısa sürede araca saldırı yapılmasına neden olmuştur. Fakat bu deneme şunu göstermiştir ki, toplumsal engellerin (karşılıklı saygı anlayışı ve medeniyetin gerektirdiği yükümlülükler) “kimsenin umurunda değil” anlayışının göstergesi olabilecek birtakım eylemler ile aşağıya indirilmesi sonucu bu tür saldırı olayları her yerde olabilmektedir.

 

 


 

MİSAFİRİN SEVİLMEDİĞİ KORKUTUCU BİR ORMAN

 

Profesör Kelling ve Wilson’a göre, kasıtlı olmayan birtakım davranışlar da toplum kontrollerinin bozulmasına neden olabilmektedir. Örneğin, evlerine özen gösteren, diğerlerinin çocuklarına değer veren ve istenmeyen misafirlere karşı güvenle karşı koyan, kararlı bir mahalle sakinleri birkaç yıl veya birkaç ay içerisinde misafir sevmeyen korkutucu bir ormana dönüşebilir. Bir parça mal terk edilir, otlar büyür, bir pencere kırılır, yetişkinler kabadayılık yapan çocukları azarlamayı bırakır, kabadayılık yapan çocuklar bundan cesaret alır daha fazla kabadayılık yapmaya başlar. Aileler o mahalleden taşınırlar, onların yerine bekarlar taşınmaya başlar. Gençler sokak köşelerindeki dükkanlar önünde toplanmaya başlar. Dükkan sahibi orada durmamalarını söyler, gençler reddeder. Kavga çıkar. Çöpler birikmeye başlar. Dükkanların önünde insanlar içki içmeye başlar, zamanla da sarhoşlar kaldırımlarda yığılıp kalırlar ve orada uyumalarına ses çıkarılmaz. Yoldan geçen yayalara sopalarla, tava sapları ile yaklaşmalar başlar.

 

Bu noktada, yabancılara şiddet saldırıları veya ciddi suç olaylarının gelişmesi kaçınılmazdır. Birçok kişi suçun özellikle de şiddet suçlarının artmakta olduğunu düşünmeye başlayacak ve davranışlarını da ona göre ayarlamaya başlayacaktır. Sokakları daha az kullanmaya başlayacaklar, sokakta yürürken de, etrafa dikkatli bakan gözlerle, sessiz dudakları ve hızlı adımları ile hareket ederek insanlardan uzak duracaklardır. “Sakın karışma”. Bazı sakinler için bu tür uzaklaşmalar çok da önemli olmayacaktır, çünkü mahalle onların “evi” değildir sadece “yaşadıkları bir yer”dir. Fakat diğer insanlar için durum öyle değildir. Onlar için yaşam dünyevi uğraşlardan ziyade diğer sakinler ile olan irtibatları ile, güvenilebilir birkaç arkadaşları ile bir araya gelmeler ile anlam bulmaktadır.

 

Bu durumdaki bir bölge kriminal faaliyetlere açık hale gelmiş demektir. İnsanların gayri resmi kontrol mekanizmaları ile halkın davranışlarını düzene koyduğu yerlerin aksine, uyuşturucu alış-verişleri başlayacak, fahişeler ortaya çıkacak ve otomobiller soyulmaya başlayacaktır. Sarhoşlar bu işi eğlence olarak gören gençler tarafından, fahişelerin müşterileri ise bu işi kasıtlı yapanlar tarafından belki de cebir kullanmak suretiyle soyulacaklardır. Kap-kaç olayları da başlayacaktır.

 

Yapılan araştırmalar yaşlı kimselerin gençlere oranla çok daha az oranda suç mağduru olduklarını göstermektedir. Çünkü çoğunlukla kapalı kapılar ardında oturmakta ve sokağa çıkmamaktadırlar. Genç erkeklerin yaşlı kadınlardan daha fazla saldırıya uğramalarının nedeni de daha karlı veya daha kolay hedef olmalarından değil sokaklarda daha çok olmalarından kaynaklanmaktadır.

 

 


 

TOPLUM DESTEKLİ POLİSLİK VE SUÇLARLA MÜCADELE

 

Suç, tek bir kurum tarafından çözülmesi mümkün olmayan karmaşık bir sosyal problemdir.

Suç probleminin karmaşık yapısını tanımakla, polisin bu problemin çözümünde sorumluluğu taşıyan tek kurum olmadığını da kabul etmiş oluyoruz. Suç oranındaki artıştan tek bir polis memurunu hatta bir polis birimini sorumlu tutmanın haksızlık olduğunun da farkına varırız. Bu durumda bir ikilem ile karşı karşıya kalırız; öyleyse sorumluluk kimin olmalıdır? Geleneksel polislik uygulamaları bütün suçla mücadele gayretlerini polisiye yöntemlere dayandırmaktadır. Yani, polis suçla mücadele rolü ile özdeşleşmiştir ve genellikle de başarılardan kendine pay çıkartmış, başarısızlıklarda sorumluluktan kaçma eğilimi göstermiştir.

 

Toplum destekli polislik,

gösterilen çaba altında ezilmeden suçla mücadeleyi hedefler ve mücadele için suçun daha rahat başa çıkılabilir küçük parçalara ayrılması hedeflenir.

 

Görevli memurlar küçük coğrafik bölgelerden ve belirli projelerden sorumlu tutulur. Böylece, problemli noktalar belirlenebilir ve problem çözümünde gösterilen ilerleme ölçülebilir.

 

Görevli memurlar halka karşı değil halk ile birlikte çalışma imkanı bulur, toplumun bireyleri ile ilişkiler geliştirir ve sadece kendi kurumlarına değil topluma karşı da sorumlu hale gelirler.

 

Görevli memurların sosyal ve fiziksel düzensizliklere duyarlı olmaları ile de suça imkan veren durumlar gittikçe azalır. Toplumun yaşam kalitesinin geliştirilmesinin kumülatif etkisi suç seviyesini azaltır.


 

 

Bu süreç içerisinde de polis daha etkin suç savaşçıları haline gelir.

 

 


 

 

 

 

SİZLERİ BU GRUBA ÜYE OLMAYA BEKLİYORUZ...

 

 

ÜYE OLMAK İÇİN BURAYA TIKLAYIN

 

 

 

 

TEMEL AMACIMIZ: Halkın güvenlik hizmetlerine katılımını arttırmak.

NEDEN ?

ÇÜNKÜ: Halkın desteğini yanına almamış bir Polis Teşkilatı suç ve suçlularla  mücadelede başarılı olamaz !